KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR

NEDİR, NE DEMEKTİR?

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar ya da daha yaygın bilinen adıyla Takipsizlik Kararı, Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma sonucunda verilebilecek kararlardan biridir.

Savcılık, soruşturma sürecinde toplanan delilleri değerlendirdikten sonra, şüpheli yani suçlama altındaki kişi hakkında dava açılmasını gerektirecek deliller bulunduğunu düşünürse İddianame hazırlayarak Ceza Mahkemesine gönderir. Mahkeme, iddianameyi kabul ederse şüpheli veya şüpheliler hakkında dava açılmış olur.

Ancak, şüpheli kişinin atılı suçu işlediğini gösteren deliller bulunmaması durumunda,  soruşturmayı yürüten savcı, tarafından Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verir.

  • Eğer suçlama konusu eylem ceza kanunlarından düzenlenmiş bir suça vücut vermiyorsa
  • Atılı eylem suç teşkil etmesine rağmen, bu eylemi şüpheli kişinin işlemediği anlaşılırsa
  • İsnat edilen eylemin, alacak-verecek meselesi gibi hukuksal uyuşmazlık niteliğinde bulunması durumunda
  • Failin 12 yaşından küçük olması ya da akıl hastası olması gibi “şahsi cezasızlık halleri”nden birinin bulunması durumunda Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilir.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172 . maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde şöyledir:

CMK 172: KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR 

(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.

(2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar’a

İTİRAZ

Bu karara karşı, şilayetçi veya suçtan zarar gören kişilerin itiraz hakkı bulunmaktadır. İtiraz hakkı CMK’nın 173. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

  • Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
  • Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir
  • Kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, itirazı gerekçeli olarak reddeder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
  • Sulh ceza hâkimliği itirazı haklı bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.

Hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilen şüpheli,  eğer tutuklu ise bu kararla birlikte serbest bırakılır. 

TAZMİNAT HAKKI

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar’ın kesinleşmesiyle birlikte, şüphelinin eğer koşulları varsa tazminat isteme hakkı doğar. Eğer şüpheli hakkında, soruşturma sırasında yakalama, gözaltı ya da tutuklama tedbirlerinden birine başvurulmuşsa, şüpheli bu koruma tedbirleri nedeniyle uğradığı maddi ve manevi tazminatı devletten talep edebilir.

Ceza Muhakemesi Kanununun 141. maddesine göre, Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında … kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına … karar verilen … kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

  • Tazminat talebi dava ile ileri sürülür. Bunun için ikamet ettiğiniz yer bakımından yetkili olan Ağır Ceza Mahkemesinde, Devlet/Hazine aleyhine tazminat davası açmak gerekir.
  • Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar’ın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay içinde ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. Bu süreler geçirildikten sonra tazminat davası açılamaz.
  • Maddi tazminat olarak, kişinin gözaltında veya tutuklulukta geçirdiği süre içerisinde çalışamamasından dolayı uğradığı kazanç kaybı, avukat tutarak avukata ödemek zorunda kaldığı vekalet ücreti gibi kalemler ve yakalma/gözaltı/tutuklama nedeniyle uğranıldığı ispat edilebilecek her tür maddi zarar talep edilebilir.
  • Manevi tazminat, kişinin yakalama/gözaltı/tutuklama nedeniyle doğal olarak yaşadığı üzüntü, kaygı ve korkunun karşılığı olarak ödenir. Kişinin, isteği dışında hürriyetinden yoksun bırakılması, manevi tazminata hükmedilebilmesi için yeterlidir. Bu sürenin 1 saat, 1 gün gibi görece kısa olmazı, tazminat hakkını engellemez. Ancak sürenin uzun olması, manevi zararı arttıracağı için, hükmedilecek manevi tazminat miktarının yüksek olması sonucunu doğurur.
  • Maddi ve manevi tazminat, yakalama tarihinden itibaren yasal faiziyle (yıllık %9) birlikte talep edilmelidir. Mahkemelerce manevi tazminata yakalama tarihinden itibaren, maddi tazminata ise söz konusu zarar kaleminin gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmektedir. Örneğin gözaltına alınan ya da tutuklanan kişi, avukatına 3 ay sonra ödeme yapmışsa, ödeme yaptığı tarihten itibaren faiziyle birlikte ödenen miktar hüküm altına alınır.

Okumakta olduğunuz yazı ile ilgili bir davanız varsa, bu konuda uzman bir avukatın profesyonel yardımından faydalanmanızı önemle tavsiye ederiz.

Bilgi ve iletişim için

E-mail: [email protected]

Cep: 0532 545 1650

Tel: 0216 545 15 00

84 views