SAVDA v. TÜRKİYE

KARARIN KISA ÖZETİ

Vicdani ret statüsünü tanımayı reddetmek demokratik bir toplumda gerekli değildir.

Baslıca Olaylar

Basvuran Halil Savda 1974 doğumlu olup Đstanbul’da (Türkiye) ikamet eden bir Türk vatandasıdır. 2004’te askere çağrılmasını takiben basvuran vicdani retçi olduğunu bildirmis ve silahlı kuvvetlerde görev yapmayı reddetmistir. Türkiye’de anti militarist hareketin öncüsü  olmus ve “Uluslararası Savas Karsıtları” (savas sebeplerine karsı siddete başvurmayan hareketi desteklemek amacıyla 1921’de kurulmus bir dernek) tarafından açılan bir internet sitesini yönetmistir.

26 Ocak 1994 tarihinde PKK’ya yardım ve yataklık etmesi sebebiyle hapis cezasına çarptırılmıstır. 21 Mayıs 1996 tarihinde askerlik hizmetini yerine getirmesi için orduya çağrılmıstır. Ceza mahkûmiyetini tamamladıktan sonra, 27 Mayıs 1996 tarihinde askeri birliğine sevk edilmis, ancak 14 Ağustos 1996 tarihinde firar etmistir. Basvuran birkaç ay sonra silahlı olarak yakalanmıs, hemen ertesinde PKK lehine eylemde bulunmakla suçlanmış ve tutuklanmıstır. Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi basvuranı PKK’ya üye olma suçundan 14 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırmıstır. Basvuran cezasını çektikten sonra 18 Kasım 2004 tarihinde askerlik görevini yerine getirmesi amacıyla jandarma karakoluna, 25 Kasım 2004 tarihinde ise birliğine götürülmüs, basvuran burada askeri üniforma giymeyi reddetmistir. Basvurana karsı bir dizi ceza davası açılmıs, ancak askerlik hizmetini yerine getirmek amacıyla birliğine katılmayı reddetmeye devam etmistir. Firar suçundan hakkında dört kez ceza davası açılmıstır. 21 Nisan 2008 tarihinde basvuran askeri bir hastaneye sevk edilmis ve orada psikolojik testlere tabi tutulmustur. Askeri doktorlardan olusan bir heyet başvuranda “anti sosyal kisilik” bozukluğu teshis etmis ve basvuranın askeri hizmetini yerine getirmek için sağlık açısından uygun olmadığı sonucuna varmıstır. 25 Nisan 2008 tarihinde, askerlik görevinden muaf tutulan basvuran terhis edilmistir. Hapis cezasını tamamlayan basvuran, 25 Kasım 2008 tarihinde tahliye edilmistir.

2

Sikayetler ve usul

Basvuran, vicdani retçi statüsü talep ettiği gerekçesiyle, kendisine karsı yürütülen kovusturmaların ve verilen ceza hükümlerinin Sözlesme’nin 9. (düsünce, vicdan ve din özgürlüğü) ve 10. (ifade özgürlüğü hakkı) maddelerini ihlal ettiği hususunda sikâyette bulunmustur. Vicdani reddi sebebiyle kendisine karsı alınan önlemlerin ciddiyetini vurgulayarak, art arda gelen ceza mahkumiyetine iliskin hükümlerin kendisini asağıladığını ve

küçük düsürdüğünü ileri sürmüstür. Basvuran 6. maddeye dayanarak, kendisine göre bağımsız

ve tarafsız bir mahkeme olarak görülemeyecek olan askeri mahkeme önünde yürütülen yargılamaların adil olmadığı hususunda itirazda bulunmustur. Mahkeme, Savda’nın sikayetlerini Sözlesme’nin 3., 6. ve 9. maddeleri açısından incelemeye karar vermistir. Mahkeme Kararı

3. madde

Mahkeme; Türkiye’de, vatani görevini yerine getirmeye elverisli olduğu tespit edilen tüm erkek vatandasların askerlik görevini yapmakla yükümlü olduğunu kaydetmistir. Alternatif bir sivil hizmet bulunmadığı göz önüne alındığında, inançlarına sadık olmak isteyen vicdani retçilerin orduya katılmayı reddetmekten baska seçenekleri yoktur. Bu sekilde, yetkililerin vicdani retçilere karsı yürüttükleri çok sayıda ceza yargılaması, bunun sonucunda ortaya çıkan cezai hükümlerin bir bütün halinde etkileri ve yasamları boyunca yasal takip tehididi altında bulunmaları ihtimali gibi sebeplerle, vicdani retçiler, bir çesit “sivil ölüm” olgusuyla karsı karsıya kalmaktadırlar.

Basvuran askeri üniforma giymeyi reddetmesi sebebiyle üç kez hapis cezasına çarptırılmıstır. Yine aynı gerekçeyle birkaç kez 2 ila 8 günlük sürelerle tek basına hücreye kapatılmıstır. Son olarak basvuran Savda hakkında; 25 Nisan 2008 tarihinde sağlık sorunları nedeniyle terhis kararı verilmemis olsaydı, süresiz olarak devam etmesi muhtemel olan çesitli ceza kovusturmaları ve ceza mahkumiyetlerine maruz kalacaktı. Bu sartlar altında Mahkeme; Savda’nın maruz kaldığı muamelenin, ceza mahkumiyeti veya

tutuklamaya özgü olağan ve doğası gereği bu eylemlerin sonucunu teskil eden aşağılama unsurunu asan ciddi acı ve ızdıraba sebep olduğu kanaatindedir. Bu nedenle Mahkeme, 3. maddenin ihlal edildiği sonucuna varmıstır.

3

9. madde

Mahkeme, 7 Temmuz 2011 tarihli Bayatyan v. Ermenistan (no. 23459/03) kararında, vicdani retçilere 9. maddenin uygulanmasına iliskin içtihadını yakın dönemde yeniden gözden geçirmistir. Mahkeme, orduda hizmet etme zorunluluğu ile kisinin vicdanı veya derinden ve gönülden inandığı dini veya diğer inançları arasındaki ciddi ve dayanılmaz çelişkiden kaynaklanan, askerlik görevine itirazın, yeterli düzeyde inandırıcılık, ciddiyet, tutarlılık ve 9. maddenin sağladığı teminatlardan yararlanmanın önemine iliskin bir inanç veya hüküm olusturduğuna karar vermistir.

Mevcut davada, Mahkeme, Savda’nın hem devlet tarafından gerçeklestirilen belirli eylemler hususunda hem de devletin vicdani ret hakkına iliskin bir yasa çıkarmamıs olması hususunda sikâyette bulunduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme ayrıca Hükümet’in bu eksiklik konusunda ikna edici veya kendisini haklı çıkarıcı hiçbir sebep ileri sürmediğini de kaydetmektedir. Hükümet, çağımızda vicdani ret hakkının tanınmasının; Devlet’in, toprak bütünlüğü, kamu güvenliği, karısıklığın önlenmesi ve diğer insanların haklarının korunmasına

iliskin görevlerine neden ters düstüğünü açıklayamamıstır.

Mahkeme, Savda’nın davasının, vicdani retçi statüsünün tanınması talebinin inceleneceği bir usulün olmaması ile nitelendiğini kaydetmistir. Sadece askerlik görevini yapmayı reddedenleri cezalandıran ceza hukuku hükümlerini esas alan yetkililer, Savda’nın basvurusunu hiçbir zaman incelememistir. Mahkeme, devlet’in, bireylerin haklarını korumakla yükümlü bir mekanizma sunan düzenlemelerden olusan bir ortam sağlama zorunluluğunu vurgulamaktadır. Vicdani retçi statüsü tesis etmek amacına yönelik talepleri inceleyen bir usulün olmaması durumunda, askeri hizmeti yerine getirme yükümlülüğü, kisinin vicdanı ile ciddi ve dayanılmaz bir çeliskiye neden olmaktadır. Dolayısıyla, kamu otoritelerinin basvuranın talep ettiği üzere vicdani retçi statüsüne sahip olup olmadığını öğrenebileceği etkin ve erisilebilir bir usul temin etmek ile ilgili pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Đlgili kisinin vicdani ret hakkından faydalanıp faydalanamayacağı sorununun incelenebileceği hiçbir alternatif hizmet veya etkin ve erisilebilir bir usul öngörmeyen bir sistem, toplumun ve vicdani retçilerin menfaatleri arasındaki uygun dengeyi sağlamakta basarısız olmustur.

Dolayısıyla yerel makamlar 9. madde kapsamındaki yükümlülüklerine aykırı davranmıslardır.

4

6. madde

Mahkeme, Türk Ceza Kanunu uyarınca, bireyin, birliğine katıldığı andan itibaren bir asker olarak sayıldığını gözlemlemektedir. Askerlik görevine çağrıldıktan sonra Savda, askeri üniforma giymeyi reddetmis ve vicdani sebeplerden dolayı askeri hizmet görevini yerine getirmek istemediğini belirtmistir. Mahkeme’ye göre, böyle bir durum ile normal bir askerin askeri disiplin sistemine gönüllü olarak katılması durumunun birbiriyle aynı olarak görülmesi çok zordur.

Mahkeme’ye göre, vicdani retçi olduğunu bildiren bir kisinin, arasında daha önce askeri görev

yapmıs olan bir yargıcın da bulunduğu, üç yargıçlı bir heyet tarafından yargılanacak olmasından dolayı kaygı duyması kesinlikle anlasılabilir bir durumdur. Ancak, böyle bir güvensizlik, 6. maddenin 1. paragrafının ihlal edildiğine karar verilmesi için yeterli değildir. Mahkeme, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin 7 Mayıs 2009 tarihli kararında, yargıç olmayan asker kimselerin askeri mahkemelerin müzakerelerine katılmasının ve askeri hakimleri askeri disipline ve değerlendirme raporlarına maruz bırakan hükümlerin, yargı bağımsızlığının anayasal esasına uygun olmadığı kararını veren tespitlerini göz önünde bulundurmustur. Yakın zamanda gerçeklestirilen anayasal değisiklik uyarınca, yasama meclisi artık askeri mahkemelere dair yasa çıkarırken “askerlik hizmeti kosullarını” dikkate almak zorunda değildir.

Mahkeme, tamamı askerlerden olusan bir yargılama mercii önünde bütünüyle askerlikle ilgili suçlamalarla maruz kalmak zorunda kalan basvuranın, yargılama islemlerine taraf olan kisilerle esit sayılabilecek hakimler tarafından yargılanması hususunda endişelenmesinin anlasılır olduğu kanaatindedir. Mahkeme, basvuranın askeri mahkemenin taraflı düsüncelerden etkilenebileceğinden haklı olarak korkabileceğini ve ayrıca bu durumda bu mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığına iliskin endiselerinin objektif olarak, haklılığını göz önüne alarak, 6. maddenin 1. paragrafının ihlal edildiğine karar vermistir.

41. Madde

Sözlesme’nin 41. maddesi (adil tazmin) uyarınca, Mahkeme, Türkiye’nin basvurana manevi tazminat olarak 12,000 Euro ve yargılama masrafları ve giderleri için ise 1,975 Euro ödemesine karar vermistir.

 

63 views