AİHM Bayatyan v. Ermenistan Kararı

Mahkûmiyetinin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı konusunda Büyük Daire Avrupa Konseyinin zorunlu askeri hizmete sahip olan veya olmuş 47 Üye Devletinin neredeyse tamamının askeri hizmete alternatifler sunduğuna dikkat çekmiştir. Dolayısıyla, bunu yapmayan bir Devlet, bir kişinin inanç hürriyetine müdahale etmesini meşru kılacak ikna edici ve zorlayıcı sebepler sunmak zorundadır. Avrupa Devletlerinin ezici çoğunluğunun deneyimlerinin gösterdiği üzere, yarışan çıkarları uzlaştırmaya muktedir tutarlı ve etkili alternatiflerin varlığı da hesaba katıldığında müdahalenin daha azı gerekli görülebilirdi.
Büyük Daire her tür zorunlu askerlik hizmeti sisteminin vatandaşlar üzerinde ağır bir yük olduğunu kabul etmiştir. Fakat, eğer adil bir biçimde paylaşıldığında ve Bay Bayatyan’ın durumunda olduğu gibi, hizmetten elle tutulur ve ikna edici temellerde muaf olunabildiğinde kabul edilebilirdir.

AİHM Ülke v. Türkiye Kararı

Mahkeme bununla bağlantılı olarak Türk mevzuatında askeri üniformayı vicdani veya dini sebeplerle giymeyi reddedenler açılarından herhangi özel bir hükmün bulunmadığını belirtir. Görünüşe göre konuyla ilgili uygulanabilir hükümler bir üst tarafından verilen emre itaat etmemeyi suç olarak düzenleyen Askeri Ceza Kanunun konuyla ilgili hükümleridir. Söz konusu yasal çerçeve bireyin inançları nedeniyle askerlik hizmetini yapmayı reddetmesinden kaynaklanacak durumları karşılamak açısından yeterli bir yol sağlamamaktadır. Başvurucunun bulunduğu duruma uygulanacak genel yasal düzenlemenin uygun olmayan doğası nedeniyle başvurucu sonu kesilmeyecek olan kovuşturmalardan ve mahkûmiyetlerden hep kaçmıştır ve halen de kaçmaktadır.

Başvurucu aleyhine mevcut olan çok sayıda kovuşturma ve kovuşturmanın sonucu olarak ortaya çıkan mahkumiyetlerin kümülatif etkileri ve kovuşturma ve ceza süreleri arasındaki ardıllık ilişkisi ve başvurucunun hayatının geri kalan kısmında kovuşturulabilecek olması olgusu başvurucunun askerlik hizmetini yapmasının sağlanması amacı ile orantılı olmamıştır. Söz konusu işlemler başvurucunun entelektüel kişiliğini ezmeyi, başvurucuyu aşağılayan ve onu alçaltan korku ve tedirginlik hislerinin doğmasına neden olmayı, reddiyetini ve kararlılığını kırmayı amaçlamıştır. Başvurucunun hemen hemen “sivil ölüm” olarak tabir edilebilecek gizli bir yaşamı sürmeye zorlanması ve başvurucunun bunu kabul etmek zorunda kalmış olması demokratik bir toplumdaki cezalandırma rejimine aykırıdır.

Sonuç olarak Mahkeme, olayları bir bütün olarak ele alarak ve söz konusu işlemlerin süreklilik halini ve ciddiyetini göz önüne alarak başvurucunun maruz kaldığı muamelelerin bir ceza mahkûmiyetinde veya tutuklulukta bulunan normal alçaltma unsurunun ötesine giden ciddi bir ıstırap ve acıya neden olduğunu belirtmektedir.

Anayasa Mahkemesi, ceza mahkemelerinde temyiz harcını iptal etti

Resmî Gazete    Sayı : 28157    29 Aralık 2011 PERŞEMBE  ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Esas Sayısı    : 2011/54 Karar Sayısı : 2011/142 Karar Günü : 20.10.2011   İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR : 1- Eskişehir Çocuk Mahkemesi                (Esas Sayısı: 2011/54) 2- Şişli 14. Asliye Ceza Mahkemesi         (Esas Sayısı: 2011/57) 3- Kilis 2. Asliye Ceza Mahkemesi           (Esas Sayısı: 2011/66) 4- Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi       (Esas Sayısı: 2011/69) 5- Nazilli Ağır Ceza […]